Karadeniz’in fındık başkenti olarak bilinen ilin yaklaşık yüzde 85’i maden sahası ilan edilirken, Nisan 2026’da MAPEG tarafından açılan yeni ihalelerle on binlerce hektarlık alan daha madenciliğe açıldı. Köylüler “Doğamızı katlettirmeyeceğiz” diyerek nöbet tutuyor, avukatlar mahkeme kararlarını gösteriyor, çevre dernekleri ise “Acil Çağrı” yayımlayarak topyekûn mücadeleye davet ediyor. Talana karşı yükselen sesler, sadece Giresun’un değil tüm Karadeniz’in ekolojik geleceğini savunuyor.
Tirebolu ilçesine bağlı Sekü Köyü, direnişin sembolü haline geldi. AKP Iğdır Milletvekili Cantürk Alagöz’e ait Alagöz Maden şirketi, Giresun İdare Mahkemesi’nin Şubat 2026’da verdiği yürütmeyi durdurma kararına ve son günlerde ÇED olumlu kararının yetki yönünden iptaline rağmen, 4 Nisan’dan itibaren jandarma eşliğinde sondaj makinelerini köye sokmaya çalıştı. Köylüler, avukat Sevda Karataş Şahin öncülüğünde makinelerin önünü keserek nöbet başlattı. Direniş 7-8 Nisan’da 3’üncü ve 4’üncü gününe girdi; paletli sondaj makineleri sabahın erken saatlerinde jandarma ve özel harekât birlikleri eşliğinde alana çıkarılmak istendi ancak köylüler kararlı duruşlarıyla geçit vermedi. “Mahkeme kararı var, siviller bizi durduramaz” diyen firma görevlilerine karşı halk “Bu toprak satılık değil” mesajı verdi.
Direniş sadece Tirebolu ile sınırlı kalmadı. MAPEG’in 1-2 Nisan 2026 ihaleleriyle Giresun’un kalbine yeni bir hançer saplandı: Batlama Vadisi. Giresun merkezine bağlı 14 köyü tek bir dev alanda kapsayan 3.922,56 hektarlık saha, Lidya Madencilik (Çalık Holding bünyesinde) tarafından kazanıldı. Köyler kuşatma altında: Akköy, Sayca, Çukurköy, Burhaniye, Yaykınlık, Hamidiye, Melikli, Osmaniye, Okçu, İnişdibi, Çamlık, Darıköy (Darköy), İnece, Boztepe (Boztekke). Batlama Havzası adeta maden sahasına dönüştürülürken köylüler “Batlama’nın geleceği ne olacak?” diye soruyor. Verimli fındık bahçeleri, temiz su kaynakları ve Türkiye’nin en kaliteli doğal mineralli sularından birine ev sahipliği yapan İnişdibi köyü büyük tehdit altında. Siyasilerin bu süreçteki sessizliği de dikkat çekiyor.
Maden kıskacı il genelinde yayılıyor. Toplam ruhsatlı ve ihaleye açılan alan yaklaşık 12.512 hektar (125 bin dönüm) büyüklüğünde; en az 38 köy ve yayla doğrudan etkileniyor. Bulancak, Piraziz, Dereli, Şebinkarahisar ve diğer ilçelerde Gümüştaş Madencilik (Doğan Holding), Kar Mineral, Mir Yıldız Madencilik gibi firmalar altın, gümüş ve polimetalik cevher için sahaları aldı. Bulancak Piraziz Çevre Derneği “Acil Çağrı” yayımlayarak uyardı: 100 bin çiftçinin geçim kaynağı olan ve yıllık yaklaşık 1 milyar dolarlık ihracat değeri taşıyan fındık üretimi riske giriyor. Dereli Doğa ve Yaşam Derneği Sözcüsü İbrahim Türk, “Maden istilası bir sarmaşık gibi her tepeyi, her vadiyi sarıyor” diyerek siyasetçileri eleştirdi. Orman tahribatı, su kirliliği, erozyon artışı ve tarım verim kaybı uzmanların ortak endişesi.
Giresun halkı, sivil toplum örgütleri, avukatlar ve duyarlı vatandaşlar hukuk mücadelesini ve sahadaki direnişi bir arada sürdürüyor. Bazı mahkeme kararlarında başarı elde edilse de şirketlerin “kapsam dışı” yazılarıyla sahaya girmeye çalışması tepki çekiyor. DEM Parti Milletvekili Kezban Konukçu konuyu Meclis’e taşırken, çevre aktivistleri tüm Karadeniz’i topyekûn mücadeleye çağırıyor. Köylüler gece gündüz nöbet tutuyor, “Güzelimiz doğamızı, fındığımızı, suyumuzu katlettirmeyeceğiz” diyor.Giresun’un yüzyıllardır ayakta duran yeşil dokusu, fındık kültürü ve yayla mirası bugün büyük bir sınav veriyor.
Madencilerin gözünü diktiği bu cennet coğrafya, halkın kararlı direnişi sayesinde hâlâ nefes alıyor. Bu mücadele sadece yerel bir direniş değil; gelecek nesillere temiz bir doğa, verimli topraklar ve yaşanabilir bir Karadeniz bırakma iradesidir. Talana geçit vermemek için nöbetler, davalar ve sesler sürüyor. Giresun halkı dimdik ayakta: “Doğamız için, yaşamımız için direniyoruz.”
UHA Haber Merkezi - SEZGİN AKKOYUN
SON YAZILAR