TERMİK SANTRALE ÇEVRE KİRLİLİĞİ TEPKİSİ

Bağımsız çevre örgütleri ile çeşitli akademik araştırmalarda, uçucu kül ve kömür kaynaklı ağır metallerin toprak ile su üzerinde baskı oluşturduğu, tarımsal üretimi olumsuz etkilediği belirtiliyor.

TERMİK SANTRALE ÇEVRE KİRLİLİĞİ TEPKİSİ

 Çanakkale’nin Çan ilçesinde faaliyet gösteren 18 Mart Çan Termik Santrali ile Çan-2 Termik Santrali çevresinde yıllardır tartışılan hava kirliliği ve çevresel etkiler yeniden gündemde. Bölgedeki hava kalitesi verileri, özellikle PM10 ve kükürt dioksit (SO₂) değerlerinin dönem dönem sınır değerleri aştığını ortaya koyarken; akademik çalışmalar ve çevre raporları, kömürlü termik santrallerin halk sağlığı üzerindeki etkilerine dikkat çekiyor.

 Özellikle Yaya köyü çevresinde yıllardır süren kül depolama ve termik santral tartışmaları nedeniyle yurttaşların yaşam kalitesi konusunda ciddi şikayetleri bulunuyor. Bazı köylüler bölgede tarımın ve hayvancılığın eski verimliliğini kaybettiğini savunurken, çevre örgütleri de kömürlü santrallerin oluşturduğu ekolojik yükün uzun vadeli sonuçlarına dikkat çekiyor.

Sağlık alanında çalışan platformların raporlarında ise hava kirliliğinin erken ölümler, solunum yolu hastalıkları ve kronik rahatsızlıklarla bağlantılı olduğu vurgulanıyor. Ancak “Çan’da kanser vakalarının doğrudan termik santraller nedeniyle arttığı” yönündeki iddialar konusunda kamu kurumlarınca yayımlanmış kesin ve doğrudan nedensellik kuran resmi bir epidemiyolojik çalışma bulunmuyor. Buna rağmen bölge halkı arasında özellikle onkoloji hastalarının yoğunluğu uzun süredir dile getirilen bir mesele olarak öne çıkıyor.

Öte yandan su kaynakları üzerindeki baskı da tartışma konusu olmaya devam ediyor. Bölgede madencilik ve enerji üretim faaliyetlerinin yeraltı sularını etkilediği yönünde eleştiriler yapılırken, hava kalitesi ölçüm sistemlerinin yeterliliği ve verilerin şeffaf paylaşılması talepleri de sık sık gündeme geliyor. Çevre savunucuları, sürdürülebilir enerji politikalarına geçilmesi gerektiğini savunurken; bölge halkı ise hem sağlık hem de ekonomik açıdan “adil geçiş” sürecinin planlanmasını istiyor.

UHA Haber Merkezi - SEZGİN AKKOYUN

EKONOMİ