Türkiye’nin birçok kentinde hız kazanan kentsel dönüşüm çalışmaları, özellikle deprem riski taşıyan eski yapıların yenilenmesi açısından büyük önem taşıyor. Riskli binaların modern mühendislik standartlarına uygun şekilde yeniden yapılması, olası afetlerde can kayıplarını azaltabilecek önemli adımlar arasında gösteriliyor.
Ancak uzmanlara göre, denetimsiz yürütülen bazı yıkım çalışmaları insan sağlığı ve çevre açısından ciddi tehlikeler oluşturuyor. Özellikle eski yapılarda bulunan asbest maddesinin gerekli önlemler alınmadan sökülmesi veya yıkım sırasında havaya karışması, bölgede yaşayan vatandaşlar için büyük risk yaratıyor. Solunum yoluyla vücuda giren asbest liflerinin yıllar sonra ağır akciğer hastalıklarına ve kansere neden olabileceği belirtiliyor.
Kentsel dönüşüm alanlarında ortaya çıkan yoğun toz bulutları da vatandaşların günlük yaşamını olumsuz etkiliyor. Yıkım ve inşaat çalışmaları sırasında günlerce havada kalan ince partiküller, özellikle çocuklar, yaşlılar ve kronik rahatsızlığı bulunan kişiler açısından sağlık tehdidi oluşturuyor. Bazı mahallelerde vatandaşların evlerinin camlarını açamadığı, balkonlarını kullanamadığı ifade ediliyor.
Öte yandan ağır iş makineleriyle sürdürülen çalışmalar, gürültü kirliliğini de beraberinde getiriyor. Sabahın erken saatlerinden gece geç saatlere kadar devam eden çalışmalar nedeniyle bölge sakinlerinin yaşam kalitesinin düştüğü belirtilirken, uzmanlar sürekli yüksek sese maruz kalmanın psikolojik ve fiziksel sağlık üzerinde olumsuz etkiler oluşturabileceğine dikkat çekiyor.
Çevreciler ise kentsel dönüşüm projelerinde yalnızca bina yenilemeye odaklanılmasının büyük hata olduğunu savunuyor. Yeşil alanların azalması, ağaçların kesilmesi, moloz atıklarının doğaya bırakılması ve beton yoğunluğunun artmasıyla şehirlerin her geçen yıl daha sıcak ve havasız hale geldiği ifade ediliyor. Uzmanlar, güvenli şehirler inşa edilirken doğanın ve insan sağlığının da korunması gerektiğini vurguluyor.
UHA Haber Merkezi - SEZGİN AKKOYUN
SON YAZILAR