Çayeli’nin bereketli toprakları, büyük bir madencilik tehdidiyle karşı karşıya. İlçedeki 24 köyü kapsayan geniş çaplı maden ruhsatları, bölge halkını sokağa dökerken, Cengiz Holding’e devredilen Çayeli Bakır İşletmeleri çevresinde yeni sahaların açılacağı bilgisi tepkileri daha da büyüttü. Vatandaşlar, resmi süreçler henüz başlamadan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na itirazlarını sunarak geri adım atılmasını istedi.
Bölge insanının haykırışı oldukça net: “Yaşam alanlarımızı, çayımızı ve suyumuzu ranta teslim etmeyeceğiz.” Geçimlerini çay tarımı ve arıcılık üzerinden sağlayan köylüler, maden sahalarının sadece toprağı değil, bölgenin sosyo-ekonomik dokusunu da parçalayacağını savunuyor. Doğaya geri dönüşü olmayan zararlar verecek bu projelerin, sadece bir mülkiyet sorunu değil, aynı zamanda bir yaşam hakkı mücadelesi olduğu vurgulanıyor.
Uzmanlar, bölgenin coğrafi yapısının madencilik faaliyetleri için son derece tehlikeli olduğuna dikkat çekiyor. Yüksek yağış alan ve dik yamaçlara sahip Çayeli’nde, madencilikle birlikte tetiklenecek heyelan ve sel riskinin felaketle sonuçlanabileceği belirtiliyor. Dilekçelerde özellikle Erzincan İliç'teki maden faciası örnek gösterilerek, benzer bir ihmalin Karadeniz’in yapısına uygun olmadığını, telafisi imkansız acılar doğuracağı uyarısı yapıldı.
Madenlerin sadece tarımı değil, su kaynaklarını da zehirleyeceği gerçeği, yerel halkın en büyük endişelerinden biri. Proje sahalarının içme suyu havzalarına yakınlığı, kimyasal kirliliğin hem dereleri hem de yeraltı sularını kirleteceği endişesini doğuruyor. Halk, tarımsal üretimin ve insan hayatının maden kazancından çok daha değerli olduğunu belirterek, yetkililerin bölgedeki "doğa katliamı" projesini derhal durdurmasını talep ediyor.
UHA Haber Merkezi - SEZGİN AKKOYUN
SON YAZILAR