Son yıllarda mega projeler ve kontrolsüz büyüme, İstanbul’un doğal alanlarını geri dönüşü zor şekilde daralttı. Ormanlar, su havzaları ve tarım arazileri yerini konut ve ticaret projelerine bırakırken, şehrin ekolojik dengesi ciddi biçimde sarsılıyor. Uzmanlara göre bu dönüşüm yalnızca bugünü değil, gelecek nesillerin yaşam hakkını da doğrudan etkiliyor.
Betonlaşmanın en görünür etkilerinden biri artan sıcaklıklar. Kent genelinde hissedilen “ısı adası etkisi”, yaz aylarını daha uzun ve bunaltıcı hale getirirken enerji tüketimini de yükseltiyor. Aynı zamanda yeşil alanların azalmasıyla birlikte hava kalitesi düşüyor, özellikle solunum yolu hastalıklarında artış gözleniyor.
Yağmur suyunun toprağa karışamaması ise yeni bir krizi beraberinde getiriyor. Beton yüzeyler suyu ememediği için ani yağışlar sel ve su baskınlarına dönüşüyor. Yer altı su kaynaklarının beslenememesi ise uzun vadede susuzluk riskini büyütüyor.
Uzmanlar, mevcut yapılaşma anlayışının devam etmesi halinde İstanbul’un yaşanabilirlik sınırlarını hızla kaybedeceği uyarısında bulunuyor. Ancak planlı kentleşme, yeşil alanların korunması ve sürdürülebilir politikalarla bu gidişatı tersine çevirmek hâlâ mümkün görünüyor.
UHA Haber Merkezi - SEZGİN AKKOYUN
SON YAZILAR